Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Şerife ESER
Şerife ESER

SAVAŞIN GÖLGESİNDE İNSANLIK

SAVAŞIN GÖLGESİNDE İNSANLIK

Dünyanın gözü bir kez daha Orta Doğu’da…

Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ve İran arasında yükselen savaş gerilimi, yalnızca bölgeyi değil, tüm insanlığı derinden sarsıyor. Patlayan bombalar, yükselen dumanlar ve kararan gökyüzü… Sadece şehirler değil, insanlığın vicdanı da yıkılıyor.

Her patlama sesi, bir annenin yüreğinde yankılanıyor. Her siren sesi, bir çocuğun korkularını büyütüyor. Televizyon ekranlarından izlediğimiz o görüntüler, aslında birer haber değil; insanlığın kanayan yaralarıdır. Uzak sandığımız savaşlar, aslında her birimizin hayatına dokunan görünmez bağlarla iç içedir.

EKONOMİLER ÇÖKERKEN, UMUTLAR DA TÜKENİYOR

Savaşın ateşi sadece cephelerde yanmaz.

Onun sıcaklığı dünya ekonomisinin

 

damarlarına kadar işler. Enerji krizleri büyür, petrol fiyatları hızla yükselir, küresel ticaret dengeleri sarsılır. Ekonomik çalkantılar zincirleme bir etki yaratır; bir ülkede başlayan kriz, kısa sürede diğer ülkelere de yayılır.

Bugün dünyanın birçok yerinde insanlar, savaşın bedelini farkında bile olmadan ödemektedir. Artan gıda fiyatları, işsizlik korkusu, geçim sıkıntısı… Bunların hepsi savaşın görünmeyen yüzüdür.

Bir annenin mutfağındaki eksilen ekmek, bir babanın çaresizliği, bir öğrencinin yarım kalan hayalleri…

İşte savaş, sadece silahlarla değil, hayatın içinden eksilerek de yıkar insanı.

 

YIKILAN SADECE BİNALAR DEĞİL

Bombalar yalnızca evleri, okulları, hastaneleri yıkmaz.

Onlar aynı zamanda doğayı da derinden

 

yaralar. Toprağa düşen her bomba, yıllarca sürecek bir zehrin başlangıcıdır. Kimyasal kalıntılar, yanmış ormanlar, kirlenmiş su kaynakları… Bunların telafisi çoğu zaman mümkün değildir.

Bir zamanlar çocuk sesleriyle dolu olan sokaklar sessizliğe bürünür. Okul sıraları boş kalır. Bahçelerde açan çiçeklerin yerini küller alır. Doğa, insanın açtığı yaraları sessizce taşır ama asla unutmaz.

Bir kuşun göç yolunun değişmesi, bir nehrin renginin kararması, bir ağacın kökünden kuruması…

Bunların hepsi savaşın görünmeyen ama en kalıcı izleridir.

 

SAVAŞI ÇIKARANLAR VE ÖLENLER

Tarih boyunca değişmeyen bir gerçek vardır:

Savaşları çıkaranlar çoğu zaman o savaşın içinde olmayanlardır. Güç, hırs ve çıkar

 

uğruna alınan kararlar, milyonlarca insanın kaderini belirler.

Ama cepheye gidenler hep gençlerdir.

Hayatlarının baharında, umut dolu yarınları olan çocuklar ve gençler…

Ve çoğu zaman, savaşın ne olduğunu bile tam anlamadan bu dünyadan koparılırlar.

Geride kalanlar ise acıyı ömür boyu taşır.

Bir annenin gözyaşı, bir çocuğun yetimliği, bir eşin yarım kalan hikâyesi…

Savaşın gerçek yüzü, istatistiklerde değil, işte bu kırık hayatlarda gizlidir.

 

BİR LİDERİN SESİ: BARIŞ

Mustafa Kemal Atatürk, yıllar önce insanlığa çok önemli bir gerçeği hatırlatmıştı:

“Haksız bir savaş, bir cinayettir.”

Bu söz, sadece bir düşünce değil; insanlık için evrensel bir uyarıdır. Çünkü savaş, haklı ya da haksız ayrımı yapılmadan, en

 

çok masumları vurur.

Ve onun dünyaya miras bıraktığı o büyük ilke:

“Yurtta sulh, cihanda sulh.”

Bu söz, yalnızca bir ülkenin değil, tüm dünyanın ihtiyacı olan bir barış çağrısıdır. Bugün yaşananlara baktığımızda, bu sözlerin ne kadar değerli ve ne kadar gerekli olduğunu bir kez daha anlıyoruz.

 

BUGÜN BİZE DÜŞEN

Bizler, onun kurduğu bu topraklarda yaşıyorsak;

onun gösterdiği yolda yürümek, ilke ve inkılaplarına sahip çıkmak bir tercih değil, bir sorumluluktur.

Barışı savunmak, sadece sözle değil; düşüncelerimizle, davranışlarımızla ve duruşumuzla mümkün olur. Savaşın normalleşmesine izin vermemek, şiddeti meşrulaştıran her anlayışın karşısında

 

durmak gerekir.

Çünkü barış, sadece devletlerin değil, insanların da ortak sorumluluğudur.

Her birey, kendi dünyasında barışı yaşatabildiği ölçüde, gerçek bir değişimin parçası olabilir.

 

SON SÖZ: İNSANLIK SINAVDA

Dünya, belki de tarihinin en önemli sınavlarından birini veriyor.

Teknolojinin geliştiği, iletişimin hızlandığı bir çağda hâlâ savaşların yaşanması, insanlık adına büyük bir çelişkidir.

Ya savaşların karanlığında kaybolacağız,

ya da barışın ışığında yeniden insan olmayı hatırlayacağız.

Unutmayalım:

Savaş bir kader değildir.

Savaş, insanların aldığı yanlış kararların sonucudur.

Ve yine unutmayalım ki;

 

barış da bir seçimdir.

Doğru olanı seçmek ise hâlâ bizim elimizdedir.

 

Şerife Eser

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

YAZARLAR
TÜMÜ

    SON HABERLER