Sevgili Mersin Yerel Haber okurları, Ben Rota Mersin Gezgini Can. Akdeniz’in mavisiyle Toroslar’ın başı dumanlı zirveleri arasına gizlenmiş öyle cevherlerimiz var ki, her adımda insanı yeniden şaşırtmayı başarıyor. Bu hafta sonu rotamızı, kent merkezine çok da uzak olmayan ama ayak bastığınız an sizi binlerce yıl öncesinin gizemli dünyasına ışınlayan büyüleyici bir noktaya, Erdemli sınırları içerisindeki Şeytan Deresi Kanyonu’na ve kanyonun dik kayalıklarına kazınmış eşsiz Adamkayalar kabartmalarına çeviriyoruz.
Kızkalesi’nden kuzeye doğru kıvrılan patikaları ve zeytin ağaçlarıyla süslü yolları aştığınızda, karşınıza birdenbire devasa bir kanyon yarığı çıkar: Şeytan Deresi Kanyonu. Burası, doğanın heybetiyle insan elinin sanatsal zekasının buluştuğu nadide alanlardan biridir. M.Ö. 3. yüzyıl ile M.S. 3. yüzyıl arasında tarihlendirilen ve kayaların bağrına oyulmuş 11 ayrı sahnede 9 erkek, 4 kadın, 2 çocuk, 1 dağ keçisi ve bir Roma kartalı figüründen oluşan Adamkayalar, kanyonun sarp yamaçlarında adeta bir açık hava müzesi gibi yükselir. Bu kabartmaları ilk gördüğünüz an hissettiğiniz o zamanın durduğu hissi, kelimelerle tarif etmek gerçekten güç.
Bu rota sadece bir tarih gezisi değil, aynı zamanda nefes kesici bir trekking tecrübesidir. Kanyonun kenarından aşağıya, kabartmaların bulunduğu kayalık terasa inmek biraz dikkat ve doğru ekipman gerektirir. Sarp basamakları inerken adımlarınızı sağlam atmanız, bileği kavrayan trekking botları giymeniz oldukça önemli. Aşağı indiğinizde, vadiden yukarı doğru süzülen tatlı Akdeniz rüzgarı yüzünüze vururken, antik çağ soylularının, askerlerinin ve din adamlarının siluetleriyle yüz yüze gelirsiniz. Kanyonun tabanındaki sessizlik, sadece rüzgarın uğultusu ve kuş sesleriyle bölünür; bu da yürüyüşe mistik bir hava katar.
Sonbaharın ve ilkbaharın en güzel renklerini sunan Şeytan Deresi Kanyonu, fotoğraf tutkunları için de tam bir cennettir. Özellikle akşamüstü “altın saatler” dediğimiz vakitte Güneş’in dik kayalara vurmasıyla kabartmaların detayları derinleşir ve muhteşem kareler ortaya çıkar. Yürüyüşünüzü kanyon kenarındaki düzlüklerde mola verip yanınızda getirdiğiniz sıcak bir çay veya kahve eşliğinde tamamlamak, haftanın tüm yorgunluğunu üzerinizden alacaktır.
Değerli doğaseverler, burnumuzun dibindeki bu dünya mirasına sahip çıkmak, yürüyüş yaparken tek bir çöp bile bırakmamak ve bu tarihi dokuyu gelecek nesillere olduğu gibi aktarmak en büyük sorumluluğumuzdur. Bu hafta sonu rotanızı Şeytan Deresi’ne kırın, tarihin ve doğanın fısıltılarına kulak verin. Doğa ile kalın, Mersin ile kalın!
