ANKARA – BHA
Cumhuriyet’in 103. yıl dönümü dolayısıyla Ankara’da “Kars’tan Nahçıvan’a Açılan Kapı: Cumhuriyet Haftası’nda Türkiye-Azerbaycan Diplomasisi ve Türk Dünyasının Geleceği” başlıklı uluslararası sempozyum düzenlendi.
Türkiye-Azerbaycan Dostluk İşbirliği ve Dayanışma Vakfında (TADİV) gerçekleştirilen programa Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’dan diplomatlar, akademisyenler ve araştırmacılar katıldı.
Türk Devletleri Teşkilatı ve ICESCO’nun da katkı sunduğu programda, Türkiye-Azerbaycan ilişkileri, Türk dünyasının bütünleşmesi, Nahçıvan’ın stratejik konumu, Zengezur Koridoru ve bölgesel iş birliğinin geleceği ele alındı.
Programın açılışında konuşan TADİV Başkanı Prof. Dr. Aygün Attar, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin tarihî kardeşlik bağlarının ötesinde, ortak güvenlik anlayışı ve stratejik çıkarlar üzerine kurulduğunu ifade etti.
Attar, son dönemde iki ülke arasında ayrışma oluşturmaya yönelik girişimlere dikkat çekerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in ortaya koyduğu tutumun müttefikliğin korunmasında belirleyici olduğunu söyledi.

“Türkiye-Azerbaycan birlikteliği stratejik bir zorunluluktur”
Konuşmasında Türkiye ile Azerbaycan arasındaki tarihî ve siyasi ilişkilere değinen Prof. Dr. Aygün Attar, iki ülkenin Türk dünyasının bütünleşmesinde önemli bir konuma sahip olduğunu belirtti.
Türkiye-Azerbaycan müttefikliğinin yalnızca ortak tarih ve kültürden kaynaklanmadığını vurgulayan Attar, ilişkilerin karşılıklı stratejik çıkarlar, güvenlik politikaları ve bölgesel istikrar hedefleri doğrultusunda geliştiğini ifade etti.
Attar, “Türkiye ile Azerbaycan’ın birlikteliği konjonktürel bir tercih değil, tarihî hafızanın, jeopolitik gerçekliğin ve ortak geleceğin ortaya çıkardığı stratejik bir zorunluluktur.” dedi.
Tarihî ve kültürel yakınlığın kalıcı iş birliğine dönüşmesinde siyasi iradenin önemine dikkat çeken Attar, “Tarihî ve kültürel bağlar milletleri birbirine yakınlaştırır; fakat bu yakınlığı kalıcı güce dönüştüren siyasi irade, ortak çıkarlar ve güçlü kurumlardır.” ifadelerini kullandı.

“İki ülke arasına nifak sokmak isteyen girişimlere tanıklık ettik”
Türkiye ile Azerbaycan ilişkilerinde son dönemde yaşanan tartışmalara da değinen Attar, iki toplum arasında ayrışma oluşturmaya yönelik söylemlerin kalıcı ilişkilerin önüne geçemeyeceğini belirtti.
Attar, “Son dönemde Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşliğe gölge düşürmek, iki toplumun arasına nifak tohumları ekmek isteyen söylem ve girişimlere de tanıklık ettik.” dedi.
Devletlerarası ilişkilerin sosyal medya üzerinden oluşturulan gerilimlerden daha güçlü temellere dayandığını ifade eden Attar, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in süreçteki tutumuna dikkat çekti.
Attar, “Bu hassas süreçte Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın devlet tecrübesi ve feraseti ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’in siyasi erdemi ve sağduyusu, iki kardeş ülke arasında oluşan gerginliğin aşılmasında ve müttefikliğimizin korunmasında belirleyici olmuştur.” ifadelerini kullandı.
İki Cumhurbaşkanına teşekkür eden Attar, devlet yönetiminde krizlerin çözülmesi kadar ortak geleceğe zarar vermesinin önlenmesinin de önemli olduğunu vurguladı.

Attar’dan TİMBİR’e teşekkür: “Bilgi alanımızın güvenilirliğini sağlamalıyız”
Konuşmasının önemli bir bölümünü dijital medya ve dezenformasyon konusuna ayıran Prof. Dr. Aygün Attar, devletler arasındaki ilişkilerin artık yalnızca diplomatik görüşmelerle değil, dijital platformlarda oluşan kamuoyu algısıyla da şekillendiğini belirtti.
Bilgi kirliliği, dezenformasyon ve toplumsal algıların manipüle edilmesinin uluslararası ilişkiler açısından güvenlik sorunu hâline geldiğini ifade eden Attar, özellikle ortak tarihî ve kültürel bağlara sahip toplumların birbirlerine karşı kışkırtılmasının ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.
Bu kapsamda Türk İnternet Medya Birliğinin (TİMBİR) çalışmalarına değinen Attar, 2023 yılında kurulan birliğin faaliyetlerini önemli bulduğunu söyledi.
Attar, “Bu bakımdan 2023 yılında kurulan Türk İnternet Medya Birliği’nin (TİMBİR) varlığını son derece anlamlı ve kıymetli buluyorum. TİMBİR’in doğru, güvenilir ve sorumlu internet haberciliğini geliştirme hedefi, yalnızca medya sektörüne değil, Türk dünyasının ortak iletişim kapasitesine ve kamu diplomasisine de önemli katkılar sunabilecek niteliktedir.” dedi.
Ülkelerin gücünün yalnızca askerî, ekonomik ve diplomatik kapasiteleriyle değerlendirilmediğini belirten Attar, doğru bilginin zamanında ulaştırılması ve toplumsal güvenin korunmasının da stratejik önem taşıdığını ifade etti.
Attar, “Türk dünyasının ortak geleceğini inşa ederken yalnızca sınırlarımızın güvenliğini değil, bilgi alanımızın güvenilirliğini de sağlamak zorundayız.” ifadelerini kullandı.
Bağımsız ve meslek ilkelerine bağlı internet haberciliğinin önemine dikkat çeken Attar, dezenformasyonla mücadelenin Türk dünyasının geleceği açısından da gerekli olduğunu vurguladı.
Attar, konuşmasının sonunda sempozyumun gerçekleştirilmesine katkı sağlayan Türk Devletleri Teşkilatına, ICESCO’ya, Türk İnternet Medya Birliğine, konuşmacılara ve katılımcılara teşekkür etti.

Kars Antlaşması ve Nahçıvan Anlaşması’nın tarihî önemi
Sempozyumun temelini oluşturan Kars ve Nahçıvan arasındaki tarihî bağları da değerlendiren Prof. Dr. Aygün Attar, iki bölgenin Türk dünyasının siyasi ve diplomatik tarihinde önemli dönüm noktalarına ev sahipliği yaptığını belirtti.
1921 Kars Antlaşması’nın bölgenin siyasi ve hukuki yapısının şekillenmesinde önemli rol oynadığını hatırlatan Attar, 3 Ekim 2009 tarihinde imzalanan Nahçıvan Anlaşması’nın ise bugün Türk Devletleri Teşkilatı adıyla faaliyet gösteren kurumsal iş birliğinin temelini oluşturduğunu ifade etti.
Attar, “1921’de Kars, bölgenin hukuki ve siyasi statüsünü şekillendiren diplomasinin adresiydi. 2009’da Nahçıvan, Türk dünyasının kurumsal birlikteliğinin adresi oldu. Bugün ise tarih bizden bu iki büyük mirası ortak geleceğin stratejik mimarisine dönüştürmemizi beklemektedir.” dedi.
Türk dünyasının enerji, ulaştırma, ticaret, güvenlik ve diplomasi alanlarında ortak hareket etme potansiyeline sahip olduğunu vurgulayan Attar, Karabağ Zaferi sonrasında Güney Kafkasya’da ortaya çıkan yeni jeopolitik koşulların bu iş birliği açısından fırsatlar sunduğunu ifade etti.
Nahçıvan ile Azerbaycan’ın diğer bölgeleri arasında kesintisiz ulaşım bağlantısının sağlanmasının, Türkiye’nin Türkistan coğrafyasıyla ekonomik ve stratejik bütünleşmesine katkı sağlayacağını belirtti.
Attar, “Türk dünyasının geleceği yalnızca koridorlar açmakla değil, o koridorları ortak refaha, karşılıklı güvene ve kurumsal dayanışmaya dönüştürmekle inşa edilecektir.” değerlendirmesinde bulundu.

Eldar Aliyev: “Kesintisiz bağlantı Türk birliği için önemli”
Sempozyumun açılışında konuşan Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçiliği temsilcisi Eldar Aliyev de Türkiye-Azerbaycan ilişkileri ve Türk dünyasının geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Programın hazırlanmasının uzun süren bir çalışma gerektirdiğini belirten Aliyev, sempozyumun konu başlıkları ve konuşmacılarının ayrıntılı bir hazırlık sürecinin ardından belirlendiğini ifade etti.
Azerbaycan’ın Türk dünyası içerisindeki coğrafi ve stratejik konumuna dikkat çeken Aliyev, ülkesinin Anadolu ile Türkistan coğrafyası arasında bir bağlantı oluşturduğunu söyledi.
Bu bağlantının yalnızca coğrafi bir geçişten ibaret olmadığını belirten Aliyev, enerji hatları, ulaştırma ağları, kültürel ilişkiler ve tarihî bağların da bütünleşmede önemli rol oynadığını dile getirdi.
Karabağ Zaferi’nin ardından bölgede yeni bir dönemin başladığını ifade eden Aliyev, Türk devletleri arasındaki iş birliğinin daha ileri bir aşamaya taşınması için koşulların oluştuğunu savundu.

Zengezur Koridoru’nun Türk dünyası açısından önemi ele alındı
Konuşmasında Zengezur Koridoru konusuna özel olarak değinen Eldar Aliyev, Azerbaycan üzerinden Türkiye ile Türkistan coğrafyası arasında kesintisiz bağlantı kurulmasının stratejik önem taşıdığını belirtti.
Aliyev, söz konusu bağlantının yalnızca yeni bir ulaşım güzergâhı oluşturmakla sınırlı olmadığını, Türk devletlerinin ekonomik ve siyasi bütünleşmesini de destekleyebileceğini ifade etti.
Türk dünyasının daha güçlü bir iş birliğine ihtiyaç duyduğunu belirten Aliyev, uluslararası siyasette belirsizliklerin arttığı bir dönemde bölgesel ortaklıkların önem kazandığını söyledi.
Tarihî, kültürel ve manevi bağların Türk devletleri arasındaki ilişkilerin temelini oluşturduğunu dile getiren Aliyev, bağımsız Türk devletlerinin birbirlerinin gelişimini desteklemesinin ortak gelecek açısından önem taşıdığını kaydetti.
Aliyev, Türk devletleri arasındaki birlikteliği zedelemeye yönelik girişimlere karşı ortak hareket edilmesi gerektiğini de vurguladı.
Beş ülkeden akademisyenler Türk dünyasının geleceğini değerlendiriyor
Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’dan katılımcıların yer aldığı sempozyumda, Türk dünyasının tarihî diplomatik ilişkileri ve gelecekteki iş birliği imkânları üç ayrı oturum kapsamında ele alınıyor.
Programın ilk oturumu, “3 Ekim Nahçıvan Anlaşması’ndan 26 Ekim Zengezur’a: Türk Dünyasının Kesintisiz Geleceği” başlığıyla düzenlendi.
Oturumda Kazakistan’dan siyaset bilimci Farhad Kasenov, Kırgızistan’dan ekonomist Marat Musuraliyev ve Özbekistan Devlet Dünya Dilleri Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sancar Saidov konuşmacı olarak yer aldı.
Öğleden sonraki programda “Nahçıvan’ın Hasreti: Yeniden Doğan Bağımsızlık ve İlk Tanıyan Türkiye” başlıklı oturumda Dr. Hüseyin Ural Aküzüm, Prof. Dr. Oğuzhan Bilgin ve Dr. Öğr. Üyesi Ali Semin’in değerlendirmelerde bulunması planlanıyor.
Sempozyumun son oturumu ise “Kars’tan Yükselen Ses: Atatürk, İbrahim Ebilov ve Ankara-Bakü Hattı” başlığıyla gerçekleştirilecek. Oturumda Prof. Dr. Aygün Attar, Prof. Dr. Selma Yel ve Prof. Dr. Sinever Esin Dayı’nın konuşması öngörülüyor.
Cumhuriyet Haftası kapsamında düzenlenen sempozyumda, Türkiye ile Azerbaycan’ın tarihî ilişkilerinden hareketle Türk dünyasının ulaştırma, enerji, güvenlik, diplomasi ve kültürel iş birliği alanlarındaki geleceği değerlendiriliyor.

