
Bazı yapılar vardır; kendilerini iyiliğin temsilcisi ilan ederler.
Sloganları yüksektir, kelimeleri süslüdür, maskeleri parlaktır.
Ama sahne ışıkları söndüğünde geriye kalan şey hakikat değil, bir algı operasyonudur.
Bu yeni bir oyun değil.
Tarih boyunca aynı metin farklı aktörlerle tekrar tekrar oynandı.
Sadece kostümler değişti.
Algı yaratmak, itibarsızlaştırmak, kalabalık psikolojisini yönlendirmek…
Bugünün en organize silahı budur.
Ve bu düzen kendini hep aynı cümleyle meşrulaştırır:
“Biz kötülükle mücadele ediyoruz.”
Bir grup düşünün.
Dünyadaki tüm kötülükleri ortadan kaldırmaya karar vermişler.
Bencilliği, sevgisizliği, saygısızlığı, yargısız infazı, dedikoduyu,
baskıyı, tehdidi, hakareti, tacizi, itibarsızlaştırmayı, yalanı, kaosu…
Hepsiyle savaşacaklarını ilan etmişler.
Sonra görev dağılımı yapmışlar.
Biri kendini hâkim ilan etmiş.
Biri yargıç olmuş.
Biri hem kılıcı taşımış hem liderliğe soyunmuş.
Biri çıkar toplamış.
Biri görünürlük üzerinden alkış devşirmiş.
Ve biri de çakalları toplamış.
Evet, çakalları.
Çünkü her algı düzeninin sahne arkasında bir çakal ekibi vardır.
Fısıltı üretirler.
Dedikoduyu paketlerler.
Yalanı süslerler.
İtibar suikastını stratejiye dönüştürürler.
Gerçekle ilgilenmezler.
Önemli olan tekrar edilmesidir.
Çünkü tekrar edilen yalan, bir süre sonra “kanaat” olur.
Kanaat kalabalığa dönüşür.
Kalabalık da baskıya.
Ve işte o noktada en tehlikeli şey gerçekleşir:
Linç, adalet zannedilir.
Algı düzeni adaletle ilgilenmez.
İtibarla ilgilenir.
Hakikatle ilgilenmez.
Güçle ilgilenir.
İlkeyle ilgilenmez.
Kontrolle ilgilenir.
Maskeleri “demokrasi” olabilir.
Dilleri “özgürlük” diyebilir.
Ama yöntemleri baskıdır.
Gerçek aydınlık organize karalama yapmaz.
Gerçek hukuk sosyal linç üretmez.
Gerçek mücadele çakal sürüsüyle yürütülmez.
En ironik olan ise şudur:
Kötülüğü bitireceğini iddia eden yapı,
kötülüğün yöntemlerini benimser.
Yalanla mücadele ettiğini söyleyen,
yalanı araç haline getirir.
İtibarsızlaştırmayı eleştiren,
itibarsızlaştırma kampanyası yürütür.
Tacize karşı olduğunu söyleyen,
çıkar dengesi söz konusu olduğunda tacizcinin yanında olur,
güce yaslanır, susar ya da suskunluğu organize eder.
Ve sonra kendini “iyi” ilan eder.
Oysa iyi olmak ilanla değil, yöntemle ölçülür.
Çamuru eline alıp başkasına atan,
önce kendi elinin kirlendiğini görmelidir.
Aksi hâlde temizlik iddiası,
en büyük kirlenmeye dönüşür.
Bu bir tiyatro oyunu değil.
Bu bilinçli bir algı stratejisidir.
Çakallarla kurulan hiçbir düzen adalet üretmez.
Algıyla kurulan hiçbir güç kalıcı olmaz.
Maskeyle yürütülen hiçbir mücadele ahlaki değildir.
Hakikat yavaş yürür.
Ama sonunda ayakta kalan yalnızca odur.
— Bahar Aslan







YORUMLAR