
8 Mart’ta üretmenin, güçlenmenin ve yeniden doğmanın hikâyesi
İki cemre düştü doğaya…
Biri havaya, biri suya.
Ve ben bugün sahilde denizi izlerken, içimdeki üçüncü cemrenin toprağa düştüğünü hissettim.
Cemre sadece mevsimin habercisi değildir.
Uyanışın, arınmanın, yeniden başlamanın sembolüdür.
Denizin kıyısında dalgaların ritmini dinlerken şunu düşündüm:
Bu yıl, gücümü ve sınırlarımı keşfettiğim bir eşikten geçtim.
Farkındalığım arttı.
Zihnimi yorduran düşünceleri ayıkladım.
Bir çeşit “zihin hijyeni” yaptım.
Sadeleşmenin kuş gibi hafif ve özgür hissettirdiğini öğrendim.
Yüklerden arındıkça, aslında ne kadar güçlü olduğumu fark ettim.
Toprak ana gibi düşündüm kendimi…
Bir süredir zehirli ve ayrık otları temizledim.
Havalandırdım içimi.
Nadasa bıraktım yorgun yanlarımı.
Ve sabırla tohumlar ektim.
Şimdi o tohumlar filizleniyor.
Papatyalarım açıyor önce;
masumiyetle ama dirençle.
Reyhanlarım kokuyor;
inancın ve kök salmanın simgesi gibi.
Portakal çiçeklerim, Arap yaseminlerim;
tüm görkemiyle açıyor akıl ve gönül bahçemde.
Bu bahar benim için daha anlamlı.
Daha olgun.
Daha emin.
Daha canlı.
Ve tam da bu yüzden, Dünya Kadınlar Günü’ne yaklaşırken şunu düşünüyorum:
Kadın da cemre gibidir.
Düştüğü yeri ısıtır.
Dokunduğu hayatı dönüştürür.
Kimi zaman görünmez bir güçle, kimi zaman gür bir sesle ama mutlaka iz bırakarak…
Kadın; toprağını temizlediğinde, sınırlarını çizdiğinde, kendini tanıdığında yeniden doğar.
Ve o doğuş sadece kendisi için değil, çevresi için de bir bahardır.
Bugün sahilde denizi izlerken anladım ki;
En güzel düşler, karanlığı aydınlığa;
karamsarlığı umuda;
yalnızlığı dayanışmaya;
paylaşmayı sevgiye dönüştürdüğümüzde gerçeğe dönüşüyor.
Bu yıl benim baharım içimde başladı.
Ve inanıyorum ki her kadının içinde, zamanı geldiğinde düşecek bir cemre vardır.
Yeter ki toprağımıza sahip çıkalım.
Yeter ki iç bahçemizi cesaretle temizleyelim.
Yeter ki çiçek açmaktan korkmayalım.
Çünkü kadın açtığında,
dünya güzelleşir.
Bahar ASLAN Yazdı







YORUMLAR