
Eskiden manava girmek, pazara uğramak gündelik hayatın en sıradan işlerinden biriydi. Şimdi öyle mi? Artık manava girerken insanın üzerinde en azından küçük bir kredi, biraz da psikolojik hazırlık olması gerekiyor. Çünkü içeride sebze değil, adeta aristokrasi var.
Hikâye masum başladı. Bir zamanlar “Ayşe Kadın Fasulye” vardı. Samimi, mahalleden, içimizden… Şimdi bakıyorsunuz, Ayşe Kadın büyümüş, hanımefendi olmuş. Tezgâhta “Ayşe Hanım Fasulye” diye duruyor. Kibar, mesafeli, ulaşması zor.
Yanında kim var?
“Kont Domates.” Öyle sıradan falan değil, dalında yetişmiş, güneşi görmüş, kendini geliştirmiş. Kilosunu soruyorsun, sana bakışı değişiyor.
Biraz ilerliyorsun, “Baron Patlıcan” karşılıyor seni. Mor cübbesiyle ağır ağır uzanmış, sanki Osmanlı’dan kalma bir unvanı var. Dokunmaya korkuyorsun, zira fiyat etiketi zaten yeterince sert.
“Prenses Biber” ise ayrı bir dünya. İnce, zarif, nazlı… Ama fiyatını görünce insanın aklına tek bir şey geliyor: Bu prenses saraydan çıkmıyor.
Salatalık mı? O da artık “Şövalye Salatalık.” Eskiden üç tane alırdık, şimdi taneyle konuşuyoruz. Üstelik öyle pazarlık falan da yok, adam kılıcını çekmiş gibi duruyor tezgahta.
Meyve tarafı daha da iddialı.
“Dük Çilek” gelmiş mesela… Küçük paketlerde, altın değerinde. Bir de üstüne “organik” etiketi yapıştırılmış, iyice soylulaşmış.
“Elma” desen, o da sıradanlıktan çıkmış: “Profesör Elma.” Renkleri yerinde, bilgili, donanımlı… Ama fiyatı da doktora seviyesinde.
Eskiden “karpuz keselim mi?” diye sorulurdu, şimdi “VIP Karpuz” diye sunuluyor. Dilimi bile neredeyse randevuyla verilecek.
Hal böyle olunca insan ister istemez düşünüyor:
Biz mi fakirleştik, yoksa sebzeler mi sınıf atladı?
Çocukken annem pazardan torbalar dolusu sebzeyle dönerdi. Şimdi aynı torba, neredeyse bir maaşla yarışıyor. O yüzden artık evde menü değil, strateji yapılıyor. “Bugün ne yesek?” sorusu yerini “Bugün neye gücümüz yeter?” sorusuna bırakmış durumda.
İşin garibi, bu durumu anlatmaya kalkınca bazıları hemen ekonomik grafiklere sarılıyor. Ama grafikler ne derse desin, manavdaki gerçek çok net: Tezgâh değişmiş.
Eskiden halk pazarıydı, şimdi neredeyse “sebze sosyetesi.”
Velhasıl…
Durum ortada.
İzahı olmayanın mizahı olur.
Derşah NAR Yazdı…










YORUMLAR