Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Derşah NAR
Derşah NAR

Vahap Seçer

Bugün Mersin’de herkesin konuştuğu tek bir isim var: Vahap Seçer.

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Vahap Seçer, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Operasyonda Yenişehir ve Mezitli belediye başkanlarıyla birlikte toplam 59 kişi hakkında işlem yapıldığı açıklandı. Soruşturmanın konusu ve iddialar elbette yargının işidir. Her iddia araştırılır, her delil incelenir, herkes savunmasını yapar. Hukukun temel kuralı da budur: Gözaltı, hüküm değildir.

Bunu özellikle yazıyorum. Çünkü Türkiye’de son yıllarda bir kişinin sabah gözaltına alınması, öğlene kadar suçlu ilan edilmesi, akşama kadar da siyasi kimliğine göre mahkûm edilmesi alışkanlık haline geldi. Oysa hukuk, sosyal medyanın hızına göre çalışmaz. Bir soruşturma varsa yürür. Delil varsa ortaya konur. Suç sabit olursa mahkeme karar verir. Gerisi yorumdur.

Ama bugün konuşmamız gereken yalnızca bir soruşturma dosyası da değil. Çünkü Vahap Seçer’in adı Mersin’de bir makamdan ibaret değil. Bu kentte yaşayan milyonlarca insanın hayatına dokunan bir belediye başkanından söz ediyoruz.

Ben Vahap Seçer’i bugün tanımıyorum. Yıllardır takip ediyorum. Meclis çalışmalarını, belediye yönetimini, kentteki uygulamalarını ve siyaset yapma biçimini izliyorum. Bu nedenle bugün yazacaklarım, bir anda ortaya çıkmış bir sempati cümlesi değildir. Bir insanın yıllar içindeki siyasi ve idari yürüyüşüne bakarak yapılmış bir değerlendirmedir.

Vahap Seçer, Tarsus’ta doğmuş bir ziraat mühendisi. 1987’de kendi işini kurmuş, tarım, sanayi ve ticaret alanlarında çalışmış. Siyasete de dün başlamamış. Demokratik Sol Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin il ve ilçe örgütlerinde görev almış; ilçe başkanlığı ve yönetim kurulu üyeliği yapmış. CHP’de kurultay delegeliği ve Parti Meclisi üyeliği görevlerinde bulunmuş. 2007 ile 2015 yılları arasında da CHP Mersin milletvekili olarak görev yapmış.

Yani karşımızda, siyaseti seçimden seçime hatırlayan bir isim yok. Partilerin kapısını yalnızca adaylık dönemlerinde çalan bir siyasetçi de değil. Örgüt işçiliği yapmış, parti mutfağında bulunmuş, Meclis’te komisyonlarda çalışmış, kentinin sorunlarını Ankara’ya taşımış bir isim var.

2019’da Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi. 2024’te ise aldığı yüzde 59,5 oyla ikinci kez göreve geldi. Bu oranı yalnızca bir seçim sonucu diye okumak eksik olur. Bir belediye başkanının ikinci döneminde oyunu artırması, hele bunu Mersin gibi siyasi tercihleri birbirinden farklı mahalleleri, ilçeleri ve toplumsal kesimleri olan bir kentte başarması, halkın sandıkta verdiği bir performans notudur.

Elbette hiçbir belediye başkanı eleştiriden muaf değildir. Belediyeler kamu kurumudur. Her kuruşun hesabı sorulmalıdır. İhaleler de incelenmelidir, doğrudan teminler de denetlenmelidir, kamu zararı iddiaları da araştırılmalıdır. Vahap Seçer’in de, belediyenin de, soruşturma kapsamındaki herkesin de hukuk önünde hesap vermesi gereken bir durum varsa bunun yolu bellidir.

Fakat denetim başka şeydir, peşin hüküm başka.

Bugün Mersin’de Vahap Seçer’e sahip çıkan insanların tamamını partizanlıkla açıklayamayız. Çünkü belediye hizmeti, parti rozetine bakmadan kapıya gelir. Bir annenin aldığı doğum paketi parti üyesi değildir. Bir öğrencinin ücretsiz kursa gitmesi ideolojik bir tercih değildir. Bir emeklinin Emekli Evi’nde nefes alması propaganda malzemesi değildir. Bir dar gelirli ailenin Halk Kart’la mutfağını çevirmeye çalışması, siyasi slogan hiç değildir.

Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin 2024 yılına ilişkin açıkladığı verilere göre 8 bin 124 haneye Halk Kart desteği verildi. Mahalle Mutfakları’nda üç çeşit yemek 15 liradan sunuldu. 662 bin 917 kişiye çorba dağıtıldı. İlkokula başlayan 20 bin 400 öğrenciye okul çantası verildi; 734 bin 723 süt ve 54 bin 20 paket kuruyemiş dağıtıldı. Eğitim ve Öğretimi Destekleme Kurs Merkezlerinden 8 bin 15 öğrenci yararlandı. Beş Emekli Evi’nde 4 bin 360 üyeye hizmet sunuldu.

Bunlar bir belediye bültenindeki rakamlar olabilir. Ama rakamların her birinin arkasında gerçek bir insan var. Okul çantasını alamayan bir baba, çocuğunun beslenmesini düşünen bir anne, ay sonunu getirmeye çalışan bir emekli, üniversiteye hazırlanırken özel ders ücretini karşılayamayan bir öğrenci var.

Daha güncel belediye verilerinde ise Halk Kart’tan 2019’dan bu yana 64 bin 648 hanenin yararlandığı, eğitim kurslarından toplam 37 bin 986 öğrencinin geçtiği, öğrenim desteğiyle 54 bin 717 üniversite öğrencisine ulaşıldığı belirtiliyor. Bu hizmetleri beğenmeyebilirsiniz. Yetersiz bulabilirsiniz. Eleştirebilirsiniz. Ama yok sayamazsınız.

Bir belediye başkanının başarısını sadece açılış törenlerindeki kurdelelerle ölçmek kolaydır. Asıl ölçü, kentte yaşayan insanın hayatını ne kadar kolaylaştırdığıdır. Mersin’de öğrenci için yurt ve ucuz yemek, dar gelirli aile için Halk Kart, çocuk için süt ve eğitim desteği, üretici için tarımsal yardım, yaşlı için sosyal alan, hasta yakını için Refakatçi Evi varsa, orada belediyecilik yalnızca asfalt dökmekten ibaret değildir.

Vahap Seçer’in yönetim tarzını farklı kılan taraf da burada başlıyor. Kendisi siyaset yapıyor ama belediyeyi yalnızca siyaset konuşulan bir yere çevirmiyor. Mersin’de farklı kimliklerin, farklı hayatların ve farklı siyasi tercihlerinin bir arada yaşadığını biliyor. Bu nedenle hizmet dilini mümkün olduğunca parti sınırlarının dışına taşımaya çalışıyor.

Benim Vahap Seçer’le ilgili en dikkat çekici bulduğum özelliklerden biri de budur: Gündemi okuyabilmesi. Siyasette herkes konuşabilir; fakat herkes doğru zamanda doğru cümleyi kuramaz. Herkes makam sahibi olabilir; fakat herkes o makamın ağırlığını taşıyamaz. Vahap Seçer’in yıllardır siyasette kalmasının ve Mersin’de iki kez seçilmesinin arkasında yalnızca parti örgütü yoktur. Çalışma disiplini, kent bilgisi, siyasi tecrübesi ve karar alma biçimi de vardır.

Bugün Türkiye Belediyeler Birliği’nin başında bulunması da bu açıdan önemlidir. 2025’te başkan vekilliğine, 2 Mayıs 2026’da ise başkanlığa seçilmesi, yerel yönetim çevresinde kendisine duyulan güvenin göstergelerinden biridir. Bu makam, yalnızca Mersin’in değil, Türkiye’deki belediyelerin ortak meselelerini konuşma sorumluluğu taşır.

Şimdi Vahap Seçer gözaltında.

Bu cümle, Mersin’de hizmet bekleyen insanların da, demokratik siyasete inananların da içini acıtıyor olabilir. Fakat bugün yapılması gereken ne soruşturmayı peşinen yok saymaktır ne de Seçer’i daha mahkeme görmeden suçlu ilan etmektir. Yapılması gereken, soruşturmanın şeffaf yürütülmesini istemektir. Dosyanın içeriğinin açıklanmasını, delillerin ortaya konmasını ve herkesin adil yargılanmasını talep etmektir.

Çünkü hukuk yalnızca iktidarın sevmediği insanlara lazım değildir. Hukuk, hepimize lazımdır.

Ben bugün Vahap Seçer’in avukatı değilim. Zaten bir köşe yazarı olarak görevim de bir soruşturma dosyasına hüküm vermek değil. Fakat yıllardır izlediğim bir siyasetçi hakkında kanaatimi söyleme hakkım var.

Benim kanaatim şudur: Vahap Seçer, Mersin’de karşılığı olan, birikimli, disiplinli ve çalışkan bir belediye başkanıdır. Mersin halkı onun döneminde gördüğü hizmetleri hafızasına yazmıştır. Bir başkanın en büyük referansı da çoğu zaman makam odasındaki dosyalar değil, sandıkta karşısına çıkan halktır.

Bugün gözaltına alınan yalnızca Vahap Seçer değildir. Mersin’in son yıllardaki belediyecilik tecrübesi, halkın oyuyla verdiği karar ve bir kentin kendi yöneticisine dair hafızası da tartışmanın içindedir.

Bu nedenle herkes sakin olmalı, hukuk işletilmeli, siyaset yargının yerine geçmemelidir.

Ama Mersin halkının da şunu unutmaması gerekir: Bir başkanın hizmetleri, bir sabah düzenlenen operasyon haberiyle yok olmaz. Bir kentin hafızası, tek bir basın açıklamasıyla silinmez. Bir insanın yıllar boyunca verdiği emek, daha dosyanın kapağı açılmadan kurulmuş cümlelerle değersizleştirilemez.

Vahap Seçer hakkında karar verecek olan mahkemedir.

Fakat onun Mersin’de nasıl bir belediye başkanlığı yaptığını hatırlamak, bizim yurttaşlık hakkımızdır.

Ben de bugün bunu yaptım.

Ne eksik ne fazla.

Sadece gördüğümü, izlediğimi ve bildiğimi yazdım.

02-10-2026
Derşah NAR

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

YAZARLAR
TÜMÜ

    SON HABERLER