Merhaba değerli Rota Mersin okurları! Yine bir hafta sonu, yine Toroslar’ın Akdeniz’le kucaklaştığı büyüleyici patikalarda, yüreğimizde doğa sevdasıyla yollara düştük. Mersin doğasının sınır tanımayan sürprizlerini iyi bilen bir rehber olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki; kentimizin güzellikleri sadece masmavi sahillerimizden ya da ulu çam ormanlarımızdan ibaret değil. Bu hafta sizi yerin metrelerce altına, zamanın durduğu, son Buz Çağı’na tanıklık etmiş masalsı bir dünyaya, Aydıncık ilçemizdeki Gilindire (Aynalıgöl) Mağarası’na götürüyorum.
1999 yılında bir çobanın otlayan keçisini ararken şans eseri keşfettiği bu tabiat harikası, doğanın sabırla işlediği en büyük sanat eserlerinden biri. Mağaradan içeri adım attığınız an, dışarıdaki kavurucu Akdeniz sıcağı tek bir hamlede yok oluyor ve yerini nemli, serin ve gizemli bir atmosfere bırakıyor. Yaklaşık 560 basamaklı ahşap merdivenlerden aşağıya inerken etrafınızı saran devasa sarkıtlar, dikitler, sütunlar ve duvar sarkıtları adeta başka bir gezegendeymişsiniz hissi yaratıyor. Yüzbinlerce yılda oluşan bu damlataş yapıların arasında ilerlemek, dünyamızın jeolojik tarihine yapılmış fantastik bir yolculuk gibi.
Mağaranın en büyüleyici noktası ise şüphesiz ki en dipte ziyaretçilerini karşılayan Aynalıgöl. Mağaranın sonuna ulaştığınızda karşınıza çıkan bu devasa yeraltı gölü, adını yüzeyinin bir ayna gibi pürüzsüz ve berrak olmasından alıyor. Yatak derinliği 47 metreye kadar ulaşan gölün suyu öyle durgun ve kristal netliğinde ki, baktığınızda suyun nerede başlayıp nerede bittiğini anlamakta güçlük çekiyorsunuz. Mağaranın tavanındaki sarkıtların suya yansıyan aksı, insanı adeta büyülü bir illüzyonun içine çekiyor. Son Buz Çağı’nda buzulların erimesiyle deniz seviyesinin yükselmesi sonucu oluşan bu tatlı ve tuzlu su karışımı göl, dünyanın ender doğa harikalarından biri olarak kabul ediliyor.
Doğaseverler ve trekking tutkunları için Gilindire Mağarası ve çevresi eşsiz bir hafta sonu rotası sunuyor. Mağara ziyaretinizin ardından Aydıncık’ın antik çağlardaki adı olan Kelenderis’in tarihi kalıntıları arasında yürüyüş yapabilir, Akdeniz’in el değmemiş bakir koylarında yürüyüşünüze deniz havası katabilirsiniz. Mağaraya inerken ve çıkarken merdivenlerin dikliği nedeniyle yanınıza mutlaka rahat bir yürüyüş ayakkabısı ve terletmeyen kıyafetler almanızı öneririm. Mağara içi nem oranı yüksek olduğu için adımlarınızı temkinli atmanızda da fayda var.
Toroslar’ın bağrında gizlenen bu mavi mucize, her doğaseverin ömründe en az bir kez görmesi gereken uluslararası ölçekte bir değer. Şehir hayatının karmaşasından ve beton binaların gri soğukluğundan kaçmak istediğinizde, sırt çantanızı kapın ve Aydıncık’ın bu gizemli yeraltı sarayına doğru yola çıkın. Doğanın kendi eliyle oyduğu bu muazzam mabette kendinizi yenilenmiş hissedeceksiniz. Bir sonraki rotamızda, Toroslar’ın bir başka saklı patikasında adımlarımızı birleştirmek dileğiyle; doğayla kalın, yolda kalın!

