Menderes Belediye Meclisi’nde dün yaşananlar, aslında bir yerel seçim sonucunun değil, koca bir siyasi geleneğin orta yerinden çatlamasının gürültüsüdür.
Üçüncü tur bitmiş, dördüncüye geçilecek; ama sandıktan önce yumruklar konuşuyor.

Şirzat Peker güvenliği, polisi salona davet ediyor; Cemil Az ve Erol Alpat “ara vermem” diye barikat kuruyor. Manzara şu: Düne kadar aynı rozeti taşıyanlar, bugün birbirinin gözünü oymak için fırsat kolluyor.
Mesele sadece Menderes değil. Mesele, ana muhalefet gövdesinin “CHP” ve “Yeni Parti” diye ikiye bölünmüş olmasının sokaktaki, meclisteki ilk artçı sarsıntılarıdır. Ankara’da kurulan yeni genel merkez binaları, aslında belediyelerin koridorlarına çekilen yeni sınır hatlarıdır.
Şimdi herkesin dilinde aynı soru: Yarın belediye başkanları taraflarını netleştirdiğinde ne olacak?
Ben size söyleyeyim; asıl kıyamet o zaman kopacak.
Bugün meclis salonunda Şirzat Peker’in yaşadığı o çaresizlik, yarın belediyelerin çay ocağından en üst müdürlüklerine kadar sirayet edecek.
Belediye personeli işini mi yapacak, yoksa “hangi partiliyim” diye fişlenmekten mi korkacak?
Meclis üyeleri kentin bütçesini mi tartışacak, yoksa karşı tarafa nasıl gol atarımın hesabını mı yapacak?
Bu bölünmüşlük, belediyeleri hizmet üreten birer kamu kurumu olmaktan çıkarıp, siyasi hesaplaşmaların yapıldığı birer “operasyon merkezine” dönüştürür.
İşte tam bu noktada Mersin’e, o koca liman şehrine bakmak gerekiyor.
Mersin Büyükşehir Meclisi’nde sular şimdilik durgun akıyor.
Neden mi?
Çünkü orada Vahap Seçer gerçeği var.
Seçer’in yılların imbiğinden süzülmüş siyasi birikimi, sadece bir belediye yönetimi değil, aynı zamanda bir “denge unsuru” oluşturuyor.
Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı seçilecek kadar geniş bir kabul gören Seçer, Mersin’de o ağırlığı koymasa, bugün Menderes’te gördüğümüz o yumruklu sahneleri Mersin’in göbeğinde izliyor olurduk. Seçer’in tecrübesi, partideki bu derin çatlağın Mersin Büyükşehir’in çarklarına kum kaçırmasını şimdilik engelliyor.
Ancak Mersin’in ilçeleri için aynı şeyi söylemek zor.
Büyükşehirdeki o “ağırbaşlı” hava, ilçelere indikçe yerini sert rüzgarlara bırakacak gibi duruyor. İlçelerde başkanlar, meclis üyeleri ve hatta daire başkanları arasında yaşanacak o “taraf seçme” zorunluluğu, yerel hizmetin tabutuna çakılan son çivi olabilir.
Vizyoner bir bakışla şunu görmek lazım: Siyaset, bir hizmet yarışıdır; bir imha operasyonu değil.
Kendi içindeki bölünmeyi yumrukla çözmeye kalkanlar, yarın kentin trafiğini, çöpünü, suyunu hangi akılla yönetecek?
CHP kan kaybederken, bu kan kaybının bedelini sadece partililer değil, o belediyelerden hizmet bekleyen vatandaş ödeyecek.
Bugün Menderes’te patlayan o öfke, yarın bütün Türkiye’nin yerel yönetimlerini felç etme potansiyeline sahip.
Eğer Vahap Seçer gibi “siyasi ağırlığı” olan figürlerin sayısı artmazsa, belediyelerimiz birer hizmet kapısı olmaktan çıkıp, iki partili bir iç savaşın enkazına dönüşecek.
Unutmayın; mecliste yumruklar konuşmaya başladığında, halkın sesi çoktan kısılmış demektir.
DERŞAH NAR








YORUMLAR