
Türkiye’nin gündemine bomba gibi düşen Burhanettin Kocamaz’ın dolandırıcılık olayı, aradan geçen zamana rağmen hala bütün gizemini koruyor. Ortada cevap bekleyen onlarca soru var. Daha da önemlisi, kamu vicdanı bu soruların cevabını bekliyor.
Kamuoyuna yansıyan bilgiler ve ortaya atılan iddialar, sıradan bir dolandırıcılık vakasının ötesinde, siyasette şeffaflık ve hesap verebilirlik meselesini yeniden gündeme taşıyor. Çünkü konuşulan rakamlar, dile getirilen iddialar ve olayın gelişim şekli, toplumun doğal olarak sorgulamasına neden oluyor.
Burada asıl mesele, bir kişinin dolandırılmış olması değildir. Asıl mesele, yıllarca belediye başkanlığı, milletvekilliği gibi önemli görevlerde bulunmuş, devlet tecrübesi olan bir siyasetçinin böylesine büyük bir olayın merkezine nasıl düştüğüdür.
Kamuoyunda en çok merak edilen hususların başında, basına yansıyan yüksek meblağlar geliyor. Bu rakamların doğruluğu elbette yetkili makamlarca ortaya çıkarılacaktır. Ancak vatandaşın aklındaki sorular bir hayli fazla.
Bir öğretmen emeklisi olarak siyasete başlayan, uzun yıllar belediye başkanlığı yapan bir kişinin bugün ulaştığı ekonomik büyüklüğün kaynağı nedir?
Bu soru ne hakarettir ne de iftiradır. Bu, vatandaşın bilgi edinme hakkıdır.
Burhanettin Kocamaz, 1994 yılında emekli olduktan sonra siyasete atıldı. Tarsus’ta dört dönem belediye başkanlığı yaptı, ardından Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevine seçildi. Yıllarca kamu adına görev yapan bir siyasetçi olarak bugün kamuoyunda oluşan soru işaretlerine açıklık getirmesi beklenmektedir.
Çünkü mesele sadece dolandırıcılık meselesi değildir.
Mesele; mal varlığıdır, servetin kaynağıdır.
Mesele; kamu vicdanının tatmin edilmesidir, şeffaflıktır, hesap verebilirliktir.
Bugün Türkiye’de CHP’li belediyeler hakkında ortaya atılan yolsuzluk iddiaları günlerce manşetlerde kalıyorsa, aynı ölçü bütün siyasetçiler için geçerli olmalıdır. Adalet, partilere göre değişmez. Soruşturma anlayışı kişilere göre şekillenmez. Kim olursa olsun, hangi partiden olursa olsun, kamuoyunun merak ettiği sorulara cevap vermek zorundadır.
Ortada açıklanması gereken mal beyanları varsa açıklanmalıdır. Ortada cevap bekleyen iddialar varsa cevaplandırılmalıdır.
Ortada yanlış bilgiler varsa düzeltilmelidir. Sessizlik, dedikoduları büyütür. Cevapsız kalan sorular ise şüpheleri artırır.
Hiç kimse, “Ben siyasetçiyim, sorgulanamam” ayrıcalığına sahip değildir.
Bu millet, alın teriyle geçinen milyonlarca emeklinin, asgari ücretlinin, memurun, çiftçinin ülkesidir. İnsanlar geçim derdiyle mücadele ederken, siyasetçilerin servetleri ve mal varlıkları hakkında ortaya çıkan tartışmalar doğal olarak dikkat çekmektedir.
Kimsenin peşinen suçlu ilan edilmesi doğru değildir. Ancak hiç kimsenin de “dokunulmaz bir siyasi figür” muamelesi görmesi kabul edilemez.
Kamu vicdanı cevap bekliyor.
Mal beyanları konusunda açıklama yapılacak mı? Ortaya atılan iddialar aydınlatılacak mı?Servetin kaynağı konusunda kamuoyu bilgilendirilecek mi? Bu olayın bütün yönleri ortaya çıkarılacak mı?
Kocamaz her zaman tartışmanın odağı oldu. Hakkındaki söylentilere bir türlü net cevaplar veremedi.
“Kim Kul hakkını yerse burnundan fitil fitil gelir” derlerdi büyüklerimiz. Kul hakkı benim de en çok korktuğum konudur. Vicdan, ahlak, şeref haysiyet her şey dürüstlüğün içinde korunur.
Bir insan durup dururken neden evindeki ziynet eşyalarını, dövizlerini birine kaptırır. Bu polis bile olsa yolunun yordamının bu olmadığını Kocamaz herkesten çok daha iyi biliyor mu? Vatandaşın sorduğu sorular bunlar. İddialar gerçekten çok vahim.
Elbette emniyet güçleri bu konuda soruşturmayı sürdürecektir.
Kocamaz’ da kamuoyuna inandırıcı açıklamalar yaparak soruların aydınlatılmasına yardımcı olmalıdır.
DERŞAH NAR








YORUMLAR