Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Derşah NAR
Derşah NAR

Mersin Kaybederken Sessiz Kalanlar – Derşah NAR Yazdı…

mersin kaybederken sessiz kalanlar dersah nar yazdi b15733f

Bir şehir yalnızca yollarıyla, limanlarıyla, sanayisiyle ya da nüfusuyla büyümez.

Bir şehri asıl büyüten; ortak aklı, ortak vicdanı ve ortak iradesidir.

Bu iradeyi temsil etmesi beklenen en önemli yapılar ise sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve ekonomik örgütlenmelerdir.

Çünkü gelişmiş ülkelerde şehirlerin kaderini yalnızca siyaset belirlemez; güçlü sivil toplum, etkili meslek kuruluşları ve organize lobi faaliyetleri de belirler.

Bugün dünyanın gelişmiş kentlerine baktığımızda, ekonomik kalkınmanın arkasında yalnızca yatırımcıları değil, şehir adına mücadele eden güçlü sivil toplum refleksini de görürüz. Şehrin çıkarı söz konusu olduğunda bütün farklılıklar bir kenara bırakılır; ortak hedefler etrafında birleşilir. Kimin başkan olduğu, kimin daha görünür olduğu ya da hangi kurumun daha fazla öne çıktığı önemini yitirir. Çünkü amaç, kurumların büyümesi değil, şehrin büyümesidir.

Ne yazık ki Mersin’de uzun yıllardır bunun tam tersine şahit oluyoruz.

Kent adına söz söyleme iddiasında bulunan birçok oda, dernek ve platform; merkezi hükümet nezdinde güçlü ve sürekli bir lobi oluşturmak yerine, kendi etki alanlarını genişletme mücadelesi içine sıkışmış durumda. Aynı masada oturması gereken kurumlar çoğu zaman aynı fotoğraf karesinde daha görünür olmanın hesabını yapıyor.

Bugün Mersin’de;

  • Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO),
  • Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO),
  • Mersin Ticaret Borsası,
  • MÜSİAD,
  • MEGİAD,
  • ASKON,
  • ÇUGİDER,
  • MESİAD
    ve bunların ortak çatı oluşumu niteliğindeki MEP (Mersin Ekonomi Platformu) gibi önemli yapılar bulunuyor.

Kâğıt üzerinde bakıldığında bu kadar güçlü ekonomik ve sosyal aktörün bulunduğu başka çok az şehir vardır. Böylesine geniş bir temsil gücü, doğru kullanıldığında Ankara üzerinde ciddi bir etki oluşturabilecek potansiyele sahiptir.

Nitekim MEP’in son yıllarda merkezi hükümet nezdinde yürüttüğü bazı girişimler sonuç vermiş, şehrin ortak talepleri belirli ölçüde karşılık bulmuştur. Bunun yanında Abdullah Özdemir’in ve Sait Kayan‘ın kişisel gayretleri de zaman zaman dikkat çekmiş; bireysel çabaların kurumsal sessizliği aşabildiği örnekler ortaya çıkmıştır.

Fakat acı gerçek şudur ki bu örnekler, sistematik bir şehir lobisinin varlığını değil, kişisel gayretlerin istisnai başarısını göstermektedir.

Oysa şehirlerin kaderi kişilerin omuzlarına bırakılamaz. Kurumların varlık sebebi tam da budur.

Bir STK’nın asli görevi her gün protokol ağırlamak değildir. Her hafta nezaket ziyaretleri yapmak değildir. Sürekli açılışlara katılıp kurdele kesmek değildir. Kartvizit değiş tokuşu yapmak değildir. Fotoğraf karelerinde görünmek hiç değildir.

Toplum adına konuşabilmek, gerektiğinde itiraz edebilmek, gerektiğinde baskı oluşturabilmek ve şehrin geleceğini ilgilendiren konularda kamuoyu oluşturabilmektir.

Bugün dönüp geriye baktığımızda ister istemez şu soruları soruyoruz:

Nerede bir zamanlar Mersin’in sesi olan MESİAD?

Nerede yanlış gördüğünde çekinmeden itiraz edebilen MTSO?

Nerede Kadri Şaman gibi şehir adına bedel ödemeyi göze alan yöneticiler?

Nerede Mustafa Güler’in mücadeleci yaklaşımı?

Nerede Musa Timur’un şehir hassasiyeti?

Nerede Çukurova SİFED’in bölgesel dayanışmayı önceleyen ortak hareket ruhu?

Bir dönem bu şehirde odalar ve sivil toplum kuruluşları yalnızca açıklama yapan kurumlar değildi. Gündem belirleyen, Ankara’nın dikkatini çeken, yatırım kararlarını etkileyebilen yapılardı. Kamu yöneticileri de bu kurumların sesine kulak vermek zorunda kalıyordu.

Bugün ise bu etkinin önemli ölçüde zayıfladığı görülüyor.

Şehrin yıllardır çözüm bekleyen temel meseleleri adeta gündemden düşmüş durumda.

Türkiye’nin lojistik geleceği açısından stratejik öneme sahip Ana Konteyner Limanı projesi neredeyse unutuldu. Kentin ulaşım yükünü doğrudan etkileyecek Tarsus giriş düzenlemeleri yeterince takip edilmedi.

Yıllardır trafik çilesinin sembolü haline gelen Mezarlık Kavşağı kamuoyu baskısıyla gündemde tutulamadı.

Şehrin geleceğini ilgilendiren bazı Hazine arazilerinin kullanım süreçleri yeterince sorgulanmadı; kamu yararı açısından güçlü bir tartışma zemini oluşturulamadı.

Yerel yönetimlerin ihmalleri karşısında beklenen kurumsal refleks çoğu zaman gösterilemedi. Yerel yönetimlerin bürokraside takılan önemli projeleri destek amaçlı takip edilemedi.

Güçlü şehirler, sorunları konuşmaktan yorulmayan şehirlerdir. Sessiz kalan şehirler değil. Lobi faaliyeti yalnızca Ankara’ya gidip birkaç ziyaret yapmak değildir.

Lobi; bilimsel rapor hazırlamaktır. Veri üretmektir. Milletvekillerini aynı hedefte buluşturmaktır.

Bakanlıklarla sürekli temas kurmaktır. Medya baskısı oluşturabilmektir. Kamuoyu oluşturabilmektir. Ulusal gündem yaratabilmektir. Şehrin çıkarı için siyasi görüşlerin ötesinde ortak hareket edebilmektir.

Ne yazık ki Mersin uzun süredir bu refleksi kaybetmiş görünmektedir.

Bunun yerine kurumlar arasında görünür olma yarışı, temsil tartışmaları ve makam merkezli rekabet ön plana çıkmıştır. Liyakatsiz STK yönetimleri sayesinde istenilen sonuç alınamamaktadır.

Mersin açılış törenleriyle değil, tamamlanmış projelerle gelişir. Misafir ağırlamak elbette kurum kültürünün bir parçasıdır. Ancak bir kurumun başarısı verdiği yemeklerle değil, şehrine kazandırdığı projelerle ölçülür.

Bugün Mersin’in ihtiyacı yeniden ayağa kalkacak güçlü bir şehir iradesidir.

Birlikte hareket etmeyi bilen, kişisel hesapları değil ortak menfaati önceleyen, gerektiğinde merkezi hükümete karşı kararlı şekilde talepte bulunabilen, gerektiğinde yerel yönetimleri eleştirebilen, gerektiğinde kamuoyu oluşturabilen yeni bir sivil toplum anlayışıdır.

Çünkü şehirler sessizlik yüzünden kaybeder. İhmaller yüzünden geri kalır. En çok da konuşması gerekenlerin sustuğu zaman küçülür.

Bu nedenle; Mesele Mersin’dir.

Ve Mersin, artık birbirleriyle rekabet eden değil; şehri için omuz omuza mücadele eden kurumları hak etmektedir.

DERŞAH NAR

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER